Benim Hala Umudum Var - Betül Kara
Bodrum’da bir yapı market içindeyiz. Burayı gerçekten seviyorum. Son dört yılda ev için en gerekli anlarda hep kurtarıcım oldu. İçinde çok çeşitli malzemeler var. Büyük değil ama ihtiyacımız olan her şeyi güler yüzlü çalışanlar sayesinde rahatlıkla buluyoruz.
Şimdi yaz dönemindeyiz. Hafta içi olsa da Bodrum için hala erken sayılır. Ortam sakin, az sayıda müşteri var. Ben de kocaman rakamlarla ayrılmış bölümler arasında mağaza içinde çalan şarkıya eşlik ederek rafları inceliyor, tam da istediğim gibi ürünleri buldukça keyifle alışverişime devam ediyorum.
Sonunda işimizi tamamlıyor, ödeme yapmak için kasaya geliyoruz. Önceki gelişlerimde olduğu gibi hatırını sormak için Gülhayat Hanım’ın kasasını seçiyorum.
Bizim önümüzde orta yaşın üzerinde bir çift var. Kadın bana bakıyor rahatsız edici bir bakış değil tam aksine hafifçe gülümsüyor. Önce anlamaya çalışıyorum, birazdan göz göze gelince söze giriyor. "Ne güzel sizin şarkı mırıldandığınız duymak. Her şeye rağmen hala birilerinin gülümsediğini görmek ne güzel" demez mi? Yargılamıyor kesinlikle, samimi ve içten bir iç geçirme bu.
Şimdi yazarken bile duygusal olarak zorlanıyorum O an ne diyeceğimi bilemedim. Teşekkür mü edeyim, yoksa ortamda bu kadar üzülecek konu varken şarkı mırıldanmaktan utanayım mı? Mahcup bir şekilde teşekkür ettim.
Bu konuşma psikolojik ve sosyolojik olarak neler anlatıyor neler… Ülke ve toplum olarak mutlu değiliz. Keyfimiz yok. Burada nedenlerine girmek ve bunları konuşmak yeri değil ama çoğumuz o çift gibi hissediyor ve yaşıyoruz. Omuzlarımızda hayatın, ülkenin, dünyanın, yaşadıklarımızın yükü var. Mutlu olmak, hatta mutlu görünmek bile bazen lüks gibi geliyor. O an, farkında bile olmadan yaptığım bir şeyin, bir başkası için ne kadar değerli olabileceğini anladım. Bir şarkı mırıldanmak, sadece basit bir eylem değil, aynı zamanda umudun bir ifadesi olabiliyormuş.
Bütün bunlar beni umut hakkında düşünmeye ve araştırmaya itiyor. Basitçe soruyorum kendime. Umut nedir? İlk aklıma gelen gelecekle ilgili olması. Geleceğe yönelik pozitif anlam ve güç taşıması. Umutlu olmak insana çok yakışıyor. Hayata anlam ve enerji katıyor.
Yaşadığım konuşma umudun ne kadar kırılgan ve aynı zamanda ne kadar güçlü olduğunu da düşündürüyor. O yapı marketteki kadın, sanki Umberto Eco'nun dediği gibi, "Umudun yok olduğu yerde insanlık da yok olur" düşüncesini fısıldar gibiydi.
Umut, bazen sadece bir şeylerin düzeleceğine dair bir inançtan ibaret değildir; aynı zamanda zorluklara rağmen hayata tutunmanın, yaşamın getirdiği acılara karşı durmanın da bir ifadesidir. Tıpkı Albert Camus'nun "Çaresizlik, umudun son durağı değil, yeni bir umudun başlangıcıdır" sözünde olduğu gibi...
İçinde bulunduğumuz dönemde keyifsiz olmak, karamsarlığa kapılmak kolay. Ancak umut, tam da bu noktada devreye girer yapıcı bir şekilde. Burada gerçekliğin önüne engel olma riski taşıyan romantik bir umut kavramından söz etmiyoruz. İhtiyacımız olan durumun her açıdan riskleri, olumsuz tarafları ortaya konulduğu halde umut ve inanç ile bunların ortadan kaldırılması için gereken çabanın, emeğin sarf edilmesidir. Her şeyin iyi gideceğine dair bir inanç değil ama mücadele etmenin buna değeceğine olan inançtır.
"MFÖ'nın “Benim Hala Umudum Var” şarkısı, o gün yapı markette hissettiklerimin en güzel özetiydi. “Bu da geçer gülüm, yaşamana bak. Alınacak dersler var, sorulacak sorular.” diyerek hem umut vadediyor hem de gerçekçi bir duruş sergiliyor. Alınacak dersler var ama her şeye rağmen yaşamaya devam etmek gerektiğini hatırlatıyor.
O gün yaşadığım bu diyalog bana gösteriyor ki, umut bir eylemdir aslında. Sadece beklemek değil, bir şarkı mırıldanmak, birine gülümsemek ya da küçük bir iyilik yapmak da umudun bir parçasıdır. Zor zamanlarda bile hayata sıkı sıkıya tutunmak, belki de en büyük direniştir.
Unutmayalım ki duygular bulaşıcıdır, iyisi de kötüsü de. Bizim küçük umut adımlarımız, bir başkasının karanlık gününe ışık olabilir. Bu yüzden benim de umudum hala var. Peki senin umudun nerede saklı?