Zor Zamanlarda Stratejik Bir Yetkinlik: Sakin Liderlik - Betül Kara

Okumalarım sırasında çok güzel bir ifadeyle karşılaştım: “Sakin Liderlik”. İçinde bulunduğumuz koşulları düşününce “sakin” kelimesi beni iyi hissettirdi.

VUCA dünyasını düşündükçe bu kavramın önemi daha fazla artıyor. Hayat yeterince zor. Bu ortam içinde çalışanlar kendilerini kaygılı, bıkkın ve hatta kızgın hissediyorlar.

İşte böyle bir dönemdeki liderlik kolay değil ama daha değerli olduğu kesin. Amerikalı yazar Michael Hopf’un, “Those Who Remain” (Geriye Kalanlar) adlı kitabında der ki: “Zor zamanlar, güçlü insanlar yaratır. Güçlü insanlar, rahat zamanlar yaratır. Rahat zamanlar, güçsüz insanlar yaratır. Güçsüz insanlar, zor zamanlar yaratır.”

Yani gerçek zor durumlarda anlaşılır, her şey güllük gülistanlık iken değil. Zor dönemleri yönetebilen kişiler sağlam ve dayanıklıdır. Böyle anlarda liderin ruh hali ekibine yansır. Yani zor zamanlarda liderlik etmek bizim liderlik duruşumuzun bir aynasıdır aslında. Nasıl bir lider olduğumuzu hatta nasıl bir insan olduğumuzu gösterir.

Bu durum tam bir öz farkındalık meselesidir. “Ben zor durumlarda nasıl bir insan olmayı seçiyorum?” Victor Frankl der ki: “Uyaran ve tepki arasında bir boşluk vardır. O boşlukta bizim tepkimizi seçme özgürlük ve kudretimiz yatar. Tepkimizde de gelişim ve özgürlüğümüz saklıdır.”

Peki sakinlikten neyi anlamalıyız? Ortadaki başarısızlığa veya probleme rağmen pasif kalmak ya da görmezden gelmek midir? Elbette değil. Sorunun çözümü için harekete geçmeli, tedbirler almalı, yapılması gereken adımları belirlemeli ama kırarak, dökerek değil. Bu ancak liderin insan odaklı olması, ilişkilerini önemsemesi, ekibini sermaye değil insan olarak görmesiyle mümkün olur.

Madem etkisi bu kadar yüksekse sakinlikle yöneten bir lider olmak için neye ihtiyacımız var? Benim aklıma ilk gelen kavram “güven”. Sakin kalabilmek için güvenmek gerek. Önce kendine, sonra sürece ve ekibine…

Bu durumda güven temelli bir liderlikten söz ediyoruz. Kohlrieser ve arkadaşları tarafından yazılan “Dare to Care” isimli kitapta güven temelli liderlik için dokuz özellikten bahsedilir. İlki sakin kalmakla ilgilidir. Bir güven temelli lider, özellikle baskı altındayken, soğukkanlı ve güvenilir kalır. Bu o kadar temeldir ki, liderin önce bunun üzerinde ustalaşması gerekir.

Güven temelli liderler, konuya veya soruna odaklanmadan önce kişiye şefkat gösterir. Kişiyi problemden ayırırlar. Çünkü zor zamanlarda yaşanan duyguların unutulmayacağını çok iyi bilirler. Yeniliyor olmalarına rağmen takıma bağırmak, kızmak yerine eğilip ayakkabı bağı çözülen oyuncusunun bağcıklarını bağlayan antrenör gibi. Verdiği mesaj açıktır: “Her ne olursa olsun sen benim için değerlisin.”

Güven temelli liderler, erişilemez veya çok meşgul oldukları için sırça köşklerinde olmayı değil, ekiplerinin yanında olmayı seçerler. Kriz veya zorluk anında bile ekiplerinin gelişimini, potansiyelini geliştirmeyi önemserler.

Peki bu özellikleri kazanmak ya da öneminin farkına varmak için liderlerin neye ihtiyacı var? Sakin liderlik bir seçim ve irade konusudur.

Ben kendi hayatımda telaşlıyım ama sakinliği seçiyorum. Hızla aksiyona geçmek benim için önemli. Ama artık bunu koşturmadan yapmaya çalışıyorum. Bazen telaşla söylediklerimin ya da aldığım kararın yanlış olduğunu fark ettiğim anda, neyse ki çok uzun sürmüyor, bunu düzeltmek için elimden geleni yapıyorum.

Bazı özelliklerimizi değiştirmek kolay olmayabilir. Örneğin telaş konusunda halen çabalıyorum. Ama artık daha çok farkındayım ve kendime dur demeyi seçiyorum. Önce bir nefes al, içinden say, sonra konuş ya da hareket geç!

Bir başka yol ise güvendiğiniz, karakteri sağlam kişilerden destek almaktır. Liderlerin yönetim ekipleri bu yüzden çok önemlidir. Gerektiğinde birlikte düşünmek ve çatışmak krizle ilgili derdi paylaşmak liderin ve ekibin sakin kalabilmesine yardım eder.

Büyük bir problemi çözmek başlangıçta hepimize zor gelir. Gözümüzde büyür. Ama rasyonel olarak düşünmek, sorunu çözülecek küçük parçalara ayırmak etkisini hafifletir. İyi bir planlama sayesinde ekip olarak üstesinden gelmek kolaylaşır.

Sakin kalmak bir seçimdir. Zor olsa bile. Ama şu bir gerçek ki, liderin var oluş hali ekibini yüzde yüz etkiliyor. Şimdi soru şu: Şartlar çok zor olsa da ben nasıl bir lider olmayı seçiyorum? Ekibine karşı güven veren, sakin ama kararlı olmaya mı, yoksa duyguların esiri olup tepkisel davranmayı mı?

Günün sonunda sakinlik bir mizaç değil; zor anlarda bile vazgeçmediğimiz bir liderlik duruşudur.